Beşiktaş kendine gelmeye başlıyor. Oyun olarak değil ama ruh olarak, taraftar olarak! Stad bir cuma akşamı, yağmurun beklendiği, trafiğin kilit olduğu, 5 gün arayla maç oynandığı bir günde rakip takım tiribünü dahil hınca hınç Beşiktaşlılarla dolu. (Kapalı hariç ama o da en dolu maçlarından birini gecirdi.) Eski Açıkta koltuk kalmamış, yeni açık üst kat bile dolu. Beşiktaş'tan başka şarkı yok dillerde, protesto yok, bir olmak var. Efsaneye (Süleyman Seba) vefa var, protestosuz ÇARŞI duruşu var. Muattabımız olmayan takım ve tribün gruplarını anmadan şarkılar söylemek var! Futbol bu, kötü günler, oyunlar da olur ama buna isyan eden futbolcular var. Kendini göstermek için değil, arma için, taraftarı mutlu etmek için oynadıklarını hissettiğiniz bir topluluk var. Golllerden sonra yumak yumak tribüne koşan deliler var sahada..
Öyle deliler ki arkaya da bakmıyorlar, yiyoruz golleri.. Ama olsun. Senden bizi mutlu etmeni beklemiyoruz BEŞİKTAŞ.. Sana gelmediğimiz gün, Öldüğümüz gündür bizim..
Az taktik, çok duygusal bir maç yazısı için 'Devamı' tıklanabilir...
