Buğday birası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Buğday birası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2013 Cuma

Emeğimizi Yudumlamak; Bira Atölyesi Tadımları..

Çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz, Yeni Bira'lar, Yeni Logo'lar.. Hepsini de paylaşmaya çalışıyoruz. Çünkü tek amacımız kendi emeğimizi yudumlamak ve bunu paylaşmak.

Bu güne kadar 6 farklı bira yaptık ama sadece 1 tanesinin tadımına  bu sitede yer verebildik. Artık biralarımız olgunlaştı, içilebilir duruma geldi. Şimdi tek tek görüşlerimizi sizlerle paylaşalım.

Reçetenin oluşturulmasından ekipmanların hazırlanmasına, üretim sürecinden fermantasyona, şişelemeden olgunlaşmaya kadar 1 şişe biranın içimi en azından 5-7 hafta genellikle daha uzun süren bir süreç gerektiriyor. Bu yüzden bir hata yaptıysanız da geri dönüşü çok zor oluyor. Biz de hatalar yaptık. sorunlar yaşadık. 3 mühendis bir yola çıkarken hatasız iş olmasını da beklemiyorduk zaten. Bir yerde herşey çok düzgün işliyorsa ya hiç birşey yapılmıyordur ya da yanlış yapılıyordur :) doğrusu ile, yanlışı ile bu hatalarımızı da burada paylaşacağız, içimlerdeki yorumları mümkün olduğunca objektif yapmaya ve tadım yaptırdığımız eş-dost yorumlarını da işin içine katmaya çalışacağız.

6 Aralık 2012 Perşembe

Yeni Bira'larımız Şişelendi / Hasat K-1 ve K-2

Fermantasyon süreci beklediğimizden uzun sürdü ama Bira Atölyesinin ilk KİT serileri olan Belgian Tripel (K-1) (%9-9,5 alkol) ve Tarwebier (K-2) (Buğday Birası) (%5-5,5 Alkol) şişelendi.

Resimlerden de görüleceği üzere bu sefer biraz daha düzenli ve sistemliydik. Tüm biraları şişelere doldurduk. Pet şişe kullanımı olmadı. Ayrıca kit versiyonlarında tortu da olmadığı için yaklaşık 34 litreye yakın bira şişelemiş olduk. Resimlerden de görebileceğiniz üzere bunları etiketledik..

Şimdi önümüzde uzun bir bekleme süreci olacak. Biralarımızın şişede olgunlaşması yaklaşık 8 hafta alacak. Biz de bu arada yeni hasatlar üretmeye devam edeceğiz.

Yazının devamı ve resimler 'devamı' yazısını tıklamanız yeterlidir..

28 Haziran 2012 Perşembe

Buğday Biraları-1; Schöfferhofer, Weihenstephan, Maisel's, Berliner Kindl


Bira yazı dizisine adam akıllı not alarak tadım yaptığım biraları tanıtarak başlamıştım. 3’ü de özel Belçika biralarıydı. Şimdi bu yola çıkmaya karar verdikten sonra gerçekleştirdiğim ilk seyahatimde tattığım biralara geçebiliriz.

Güncelleme yapmak gerekirse; su an 46 farklı çeşit denemiş bulunmaktayım. Efes serisi biralar ve TR market ürünleri diğer biralar bunların içinde yok. Sadece Gusta ve Tuborg Gold %100 Malt puanlandı. Amaç da içtiğimiz Pislner’leri ve Buğday biralarını daha iyi yorumlayabilmek.

İlk seyahatim daha net söylemek gerekirse Kuzey Almanya’ya olduğu için tadımda büyük ağırlığı Buğday biraları aldı. Bu yüzden farklı tipler arasında yol almadan önce biraz bira tiplerine göz atalım, biz hep neyi içiyoruz? Dünya’da neler var? kısa bir özet yapalım;

Öncelikle bizim Türkiye’de ‘bira’ diye tabir ettiğimiz ürünlerin çoğu LAGER tipi Pilsner biralar. Bu tip biralar alttan fermante olurlar ve Bira’nın ilk keşfinden çok çok sonraları (1800’ler civarı) keşfedilmişlerdir. İlk bira’nın milattan önce 6.000-10.000 sıralarında yapıldığı ve içildiği çeşitli kaynaklarca iddia edildiğine göre Lager tipi biraya geçişin ne kadar zaman aldığını görmek zor olmayacaktır. Lager Almanca’da ‘stoklama’ anlamına gelir ve bu tip biraların en önemli özelliğini tarifler. Düşük sıcaklıkta fermante olan bu biralar daha uzun süreler saklanabilmektedir.

Pilsner, Lager tipi biraların bir alt koludur ve tüm dünya’da en çok içilen bira türüdür. Nedeni ağırlıklı olarak pazarlama stratejisi. Pilsner bira ilk açık renkli, görünümü göze hoş gelen ve kolay içimli bira tipi olmuştur ve Çek Cumhuriyeti’nin Plzen şehrinde keşfedildiği için bu adı almıştır. Daha önceleri topraktan yapılma (görünüş olarak çok daha şık ve sofistike olan) bardaklarda içilen biralar saydam bardaklarda göze hoş gelen rengi ile tüketilmeye başlandığında bu yönde büyük bir talep ve tüketim oluşmuştur.

Sizleri daha fazla bira tarihi ve detay bilgilerle sıkmanın anlamı yok, herhangi bir siteden buna benzer bilgileri edinebilirsiniz. Son olarak şunu belirtmekte fayda var ki; Buğday biraları LAGER tipi biralardır ve bu işi piri Almanlardır.

Schöfferhofer Heffeweizen: Almanya’da içtiğim ilk buğday birasıydı.. Bulanık sarı bir rengi tipik buğday birası kıvamında ama bizdeki Gusta’dan biraz daha açık. Köpüğün o krememsı görünümü sizi de kendinizden geçiriyordur. Buğday biraları görünümlerinden ötürü biraz hor görülen bir tarz. Pilsner’in pazara hakimiyetinde çok kısa değindim yukarıda, görünüm önemli. Daha aromalı bir bira olduğu için içimi biraz daha yoğun, damakta daha kalıcı ve Pilsner gibi gaz oranı yüksek değil. Daha tatlı bir bira. İlk içtiğim buğday birası olmasına rağmen beni vurucu şekilde etkilememişti ama beğenmiştim. Aşağıdakileri içtikten sonra da fikrim değişmedi. Ortalamanın çok üstünde güzel bir bira, ama Almanya’da iseniz, daha iyilerine layıksınız ve kolaylıkla da 





Weihenstephan HeffeWiezen: En eski bira fabrikasından. ‘‘1040’dan beri..’’ Başka söze gerek var mı? Evet çok şanslı bir insanım ve şans eseri oturduğum Berlin’deki bir Kafe Weihenstephan biraları servis ediyordu ve o ana kadar içtiğim en iyi Buğday biralarını tattım. O an not defterime düştüğü yorumlar şu şekilde; Şimdiye kadar içtiğim en iyi buğday birası. Hefeweissbier. Diğer tipleri hefeweissbier, dunkel, kristalleeissbier. Koku tipik buğday birası, aromatik ve tatlımsı (meyveli), tadım bir o kadar dengeli ve yumuşak. Buğday biraları aromatik yapılarından ötürü çok içmek sıkıntı olabiliyor ama Weihenstephan’de böyle bir durum kesinlikle yok. 10 bardak iç ey yolcu, bana mısın demez! Musluktan (Tap) içtiğimiz için de çok taze bir biraydı. Zak Avery 500 Beers kitabında bu birayı şu şekilde yorumlamış; Dünyanın en eski bira üreticisinden bu türde pek görülmeyen şekilde portakallı şerbetçiotu içeren bir klasik, elma, muz ve karanfil tatları içeren soluk puslu turuncu bira.  Puan: 9/10

Maisel's Dunkel: Dunkelwiezen, yani koyu buğday birası. Bu biranın tadımını tam anlamı ile orman içinde mükemmel bir atmosferde yaptım ve belki de bunun etkisi ile şu ana kadar içtiğim en iyi buğday birası tahtını bir gün sonra Weihenstephan’dan aldı. Rengi kahverengi – sarı arası. Tipik buğday birası bulanklığında. Resimde de görebilirsiniz. Dunkel tipi olanlar bana biraz daha aromatik ve tatlı geldi. İçim yine alışık olduğumuz Buğday içimi değil. Damaktan akıyor ve hiçbir rahatsızlık bırakmıyor.  Köpük hafif kirli beyaz ve kabarcıklı. Aynı zamanda kalıcı. Taze bir bira. Bulduğunuz yerde kapın derim. Rate beer puanı Weihenstephan’dan daha düşük olmasına rağmen ben ‘o anki atmosferin de etkisi ile sanırım’ bu birayı daha fazla beğendim. Puan: 10/10
  

 

Berliner Kindl Weisse: Berlin ile özdeşleşmiş özel bir bira. Yeşil bira! Asitisesi biraz yüksek, köpük beyaz ve kabarcıklı. Yoğun bir aroma tadı var ve damağınıza hücum ediyor. Alışık olduğumuz bira tadı değil. Biradan yapılma kokteyl deseler inanırdım. 1-2 bardaktan fazla içimi zor gibi. Çok dengeli de gelmiyor alışık olmadığım bir tat olduğu için. biraz fazla aromalı, elma, limon vs gibi karışık bir tat var. Tercihim olmaz. PUAN: 2/10





Tabi buğday biraları bunlarla sınırlı değil. Diğer biraların tadımı başka bir yazıya..

Akılda kalıcı espirili bir bitiriş yaparak yukarıdaki sığ ve sınırlı yorumları unutturmak lazım. Bu konuda bir efsaneden destek alalım; Bira nasıl içilir görelim....

Bu video ayrıca en büyük destekçim olan, iflah olmaz Seinfeld hastası, sevgili eşim İRMİK’e gelsin.. Evet 'sabah akşam bira içmemi destekleyen, bunun için yurtdışına gitmemi bile mantıklı bulan' bir eşim var.. :)

‘It’s a damn good BEER haaa’