Bira tadımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bira tadımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2013 Cuma

Emeğimizi Yudumlamak; Bira Atölyesi Tadımları..

Çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz, Yeni Bira'lar, Yeni Logo'lar.. Hepsini de paylaşmaya çalışıyoruz. Çünkü tek amacımız kendi emeğimizi yudumlamak ve bunu paylaşmak.

Bu güne kadar 6 farklı bira yaptık ama sadece 1 tanesinin tadımına  bu sitede yer verebildik. Artık biralarımız olgunlaştı, içilebilir duruma geldi. Şimdi tek tek görüşlerimizi sizlerle paylaşalım.

Reçetenin oluşturulmasından ekipmanların hazırlanmasına, üretim sürecinden fermantasyona, şişelemeden olgunlaşmaya kadar 1 şişe biranın içimi en azından 5-7 hafta genellikle daha uzun süren bir süreç gerektiriyor. Bu yüzden bir hata yaptıysanız da geri dönüşü çok zor oluyor. Biz de hatalar yaptık. sorunlar yaşadık. 3 mühendis bir yola çıkarken hatasız iş olmasını da beklemiyorduk zaten. Bir yerde herşey çok düzgün işliyorsa ya hiç birşey yapılmıyordur ya da yanlış yapılıyordur :) doğrusu ile, yanlışı ile bu hatalarımızı da burada paylaşacağız, içimlerdeki yorumları mümkün olduğunca objektif yapmaya ve tadım yaptırdığımız eş-dost yorumlarını da işin içine katmaya çalışacağız.

27 Aralık 2012 Perşembe

Deliriyorum!! Delirium Cafe (Birahanesi..)

Bira yapmaktan (2,5 ayda 6 farklı çeşit bira yaptık..) ve maça gitmekten bira tadımı yazılarına yer ve vakit ayıramaz olmuştuk..

Delirium'u ilk olarak diskete oyun yüklediğimiz bilgisayarcıda duymuştum. O zamanlar büyük bir dosyadan türüne göre sıralanmış oyunlar içinden sadece oyunun isminden nasıl bir şey olduğunu kestirmeye çalışır, 4-5 disketi geçmeyecek oyunları yükletir evin yolunu tutardık. Herhangi bir disketteki arıza oyunun yüklenmesini ve dolayısıyla oynanmasını engellediği için ne kadar az disket o kadar az risk demekti. Delirium ismi cezbedici ama sonucu hüsran, saçma bir oyundu.

Delirium ile ikinci tanışmam Brüksel seyahati öncesi okuduğum kitaplarla oldu, ardından şehre iner inmez buranın yolunu tuttum ve kendimi yıllar sonra yine büyük kalın bir dosyadan isimlerine bakarak seçim yapmaya çalışırken buldum. Bu sefer oyun değil Bira seçmeye çalışıyordum..


Delirium Cafe-Bar bir efsane. Adı Delirium Cafe bu arada. Belçika'lıların Cafe anlayışı da böyle olmalı zaten.. 2000'in üstünde biraya sahip olarak Guinnes rekorlar kitabına girmiş bir mekan. Yazıyla belirteyim de yanlışlık olmasın; ikibin'in üstünde farklı bira... Seçeceğiniz Bira için size bir kitap veriyorlar :). Ekim ayındaki Brüksel ziyaretimde yıllarca gittiğim bu şehirde bu mekanı keşfetmemiş olmanın üzüntüsünü ve burada olmanın mutluluğunu birlikte yaşadım.  Benim gibi bir bira aşığı için yeryüzünde cennet.

Taze bira musluktan içilir. Şişesini bile zor bulduğunuz efsaneleri musluktan (tap) tatmak, devasa kilerinden çıkan soğuk Amerikan, İngiliz, Belçika biralarını yudumlamak öyle keyifli ki. Sadece muslukta 50 çeşit bira var. 3 katlı bir mekan ve her katı farklı keyifler için..

İzin verirseniz sizlerle bu mekanın detaylarını ve burada tattığım Dünyan'nın her bölgesinden biraları kısaca aktarmak istiyorum. Okumak okumamak seçimi ise çok basit, şu yukarıdaki resme tıklayıp da kendinizden geçmiyorsanız boşverin devamını okumaya değmez.. Ama şunu net söyleyeyim, bira ile birazcık alakanız varsa alttaki  ''Devamı'' tuşuna basmayarak çok şey kaybedersiniz. :)

26 Ekim 2012 Cuma

Şarap-severler için: Cantillon Biraevi!



Tezatlarla dolu bir başlık değil mi? ‘Ben bira sevmiyorum abi, hamallık..’ bu sözü çok duymuşsunuzdur. İzlediğim bir belgeselde vardı sanırım, bira sevemeyen insan olabileceğine pek inanmıyorum. Herkesin sevebileceği ve keyifle içebileceği bir bira mutlaka vardır, tek sorun henüz onu içmemiş olmasıdır. Bu yazımızdaki hedefimiz şarap severler. Şarap gibi kokan, şarap gibi görünen ve hatta tadı bile onu andıran efsanevi biraları tanıyacağız. Birkaçını yorumlayacağız.

Cantillon Biraevi (Bira fabrikası) 1900 yıllarda Paul Cantillon tarafından kurulmuş ve Belçika’ya özel LAMBIC biraları üretmeye başlamış olan bir biraevi. Lambic biraların özelliği belki de dünyadaki ilk hasatın yapılmasından beri var olan bir tekniği sürdürmesi. Doğal fermantasyon.. Maya sonradan katılmıyor, doğada bulunan ve fermantasyonu sağlayan doğal mayalarla biramız şeklini alıyor. Bölgenin sıcaklığı sadece 4 Ay bira yapımına müsaade ettiği için bu tarihlerin dışında bira üretimi de yapılmıyor. Doğallığın doruklarında hiç tatmadığınız bira lezzetlerini okumak için ‘Devamı’ butonunu tıklamanız yeterlidir.

4 Ekim 2012 Perşembe

Nasıl anlatsam? Nerden başlasam?

 Yazacak o kadar çok şey birikti ki bu ara... Beşiktaş'ın durumu malum. Bin dermana değer bir derdimiz var çok şükür. İçkimize sebep oluyor. İçmek konusunda da sınırlar zorlanıyor. Hani indirme hızı yazma hızını geçtiği an CD'ler öldü yalandan kopya film/dizi arşivciliği rafa kalktı ya, bizim de yeni bira içme ve aktivite hızımız yazma hızımızı aştığı için blog biraz öksüz kaldı.

Kendime bir sıra belirleyebilmek adına bu ara yazıyı yazmayı uygun buldum.


10 Eylül 2012 Pazartesi

(Geleneksel) Bira Tadım Günleri - 2 / Westvleteren - Rochefort - Brouwerij't IJ

Bir önceki paylaşımımızla haberini vermiş olduğumuz '(Geleneksel) Bira Tadım Günleri'nin 2.cisini 7 Eylül cuma günü gerçekleştirdik. Bu sefer kadro ilkindeki kadar kalabalık değildi ama içilen biraların önemi ve ağırlığı kat ve kat fazlaydı.

4 Trappist birası içildi ki 3 tanesi efsanevi olarak adlandırabileceğim Westvleteren'di. Blond, 8 ve 12. Ayrıca Rochefort 8 ve Hollanda'nın en özel biralarından Brouwerij't IJ Zatte ve Struis, araya da Türkiye'de bulunabilen Fuller's London Pride ekledik.

Bu efsanevi kadro bir araya bir daha zor gelir. Daha önceki bir yazımda tüm kurşunları aynı anda sıkmak gibi olacak demiştim bu yazı da onlardan biri olacak ve sanırım bir süre zirvede kalmak adına Belçika ve Trappist biralarını bir kenara bırakarak farklı ülke ve tadlara yönelmekte fayda olacak.

Buyrun bakalım..

17 Temmuz 2012 Salı

Bira Dünya’sının Baskın Çocuğu: Pilsner..


Başlıktan da anlaşılacağı üzere bugün Pilsner biralarına biraz değineceğim ve farklı ülkelerin biralarından tadım yaptıklarımızı kısaca paylaşacağım.

Yazıya geçemeden önce neler yaptık kısaca hatırlayalım; Bira sevdamız uzun yıllara dayansa da 1 ay önce bu sevdayı bir hastalık mertebesine yükseltmeyi uygun görmüş ve bulduğumuz yerde bu dünyanın en çok tüketilen 3’ncü (su ve çay’dan sonra) içeceğine sarılır olmuştuk,  Öyle ki sene sonuna 50 farklı bira tadımı hedefi 1 ay içinde sonlanmak üzere. (yazı hazırlanırken sonlandı bile.)

Blogdaki bira yazılarımız ‘Bira içmek için burdayız’ ile başlamış ve ardından Geldiler..’ ‘Bira Tadımına Giriş: Leffe, Hoegaarden, Barbar’ ve ‘Buğday Biraları-1; Schöfferhofer, Weihenstephan, Maisel's, Berliner Kindl’ ile sürmüştü. Bu yazılara üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Uzun yazılarla siteyi kaplamamak adına sizden aşağıdaki ‘Devamı’ tuşuna tıklamanızı rica edeceğim.