Bira etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bira etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2013 Cuma

10 Numara Bira!

Bir birayı 10 numara yapan özellikler nelerdir? Türkiye dışında çok bira içmediyseniz bu soruya cevap olarak genellikle soğuk olması ve gazlı olması dışında pek birşey sayamazsınız. Ama gerçekte tadımı belki de en kompleks içkinin 10 numara olabilmesi için birçok farklı özelliği bünyesinde bulundurması gerekli. 10'larca bira türü ve buna göre de farklı değerlendirme koşulları ve parametreleri var. (yazının tamamı için lütfen resime tıklayınız.)

Bizim için ise parametre net. Bu bira 10 numara, Çünkü Bira Atölyesinin 10. BİRASI. :)

Nasıl mı yaptık? İşte böyle; (''Devamı'' yazısını tıklamanız yeterli)

1 Şubat 2013 Cuma

Emeğimizi Yudumlamak; Bira Atölyesi Tadımları..

Çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz, Yeni Bira'lar, Yeni Logo'lar.. Hepsini de paylaşmaya çalışıyoruz. Çünkü tek amacımız kendi emeğimizi yudumlamak ve bunu paylaşmak.

Bu güne kadar 6 farklı bira yaptık ama sadece 1 tanesinin tadımına  bu sitede yer verebildik. Artık biralarımız olgunlaştı, içilebilir duruma geldi. Şimdi tek tek görüşlerimizi sizlerle paylaşalım.

Reçetenin oluşturulmasından ekipmanların hazırlanmasına, üretim sürecinden fermantasyona, şişelemeden olgunlaşmaya kadar 1 şişe biranın içimi en azından 5-7 hafta genellikle daha uzun süren bir süreç gerektiriyor. Bu yüzden bir hata yaptıysanız da geri dönüşü çok zor oluyor. Biz de hatalar yaptık. sorunlar yaşadık. 3 mühendis bir yola çıkarken hatasız iş olmasını da beklemiyorduk zaten. Bir yerde herşey çok düzgün işliyorsa ya hiç birşey yapılmıyordur ya da yanlış yapılıyordur :) doğrusu ile, yanlışı ile bu hatalarımızı da burada paylaşacağız, içimlerdeki yorumları mümkün olduğunca objektif yapmaya ve tadım yaptırdığımız eş-dost yorumlarını da işin içine katmaya çalışacağız.

27 Aralık 2012 Perşembe

Deliriyorum!! Delirium Cafe (Birahanesi..)

Bira yapmaktan (2,5 ayda 6 farklı çeşit bira yaptık..) ve maça gitmekten bira tadımı yazılarına yer ve vakit ayıramaz olmuştuk..

Delirium'u ilk olarak diskete oyun yüklediğimiz bilgisayarcıda duymuştum. O zamanlar büyük bir dosyadan türüne göre sıralanmış oyunlar içinden sadece oyunun isminden nasıl bir şey olduğunu kestirmeye çalışır, 4-5 disketi geçmeyecek oyunları yükletir evin yolunu tutardık. Herhangi bir disketteki arıza oyunun yüklenmesini ve dolayısıyla oynanmasını engellediği için ne kadar az disket o kadar az risk demekti. Delirium ismi cezbedici ama sonucu hüsran, saçma bir oyundu.

Delirium ile ikinci tanışmam Brüksel seyahati öncesi okuduğum kitaplarla oldu, ardından şehre iner inmez buranın yolunu tuttum ve kendimi yıllar sonra yine büyük kalın bir dosyadan isimlerine bakarak seçim yapmaya çalışırken buldum. Bu sefer oyun değil Bira seçmeye çalışıyordum..


Delirium Cafe-Bar bir efsane. Adı Delirium Cafe bu arada. Belçika'lıların Cafe anlayışı da böyle olmalı zaten.. 2000'in üstünde biraya sahip olarak Guinnes rekorlar kitabına girmiş bir mekan. Yazıyla belirteyim de yanlışlık olmasın; ikibin'in üstünde farklı bira... Seçeceğiniz Bira için size bir kitap veriyorlar :). Ekim ayındaki Brüksel ziyaretimde yıllarca gittiğim bu şehirde bu mekanı keşfetmemiş olmanın üzüntüsünü ve burada olmanın mutluluğunu birlikte yaşadım.  Benim gibi bir bira aşığı için yeryüzünde cennet.

Taze bira musluktan içilir. Şişesini bile zor bulduğunuz efsaneleri musluktan (tap) tatmak, devasa kilerinden çıkan soğuk Amerikan, İngiliz, Belçika biralarını yudumlamak öyle keyifli ki. Sadece muslukta 50 çeşit bira var. 3 katlı bir mekan ve her katı farklı keyifler için..

İzin verirseniz sizlerle bu mekanın detaylarını ve burada tattığım Dünyan'nın her bölgesinden biraları kısaca aktarmak istiyorum. Okumak okumamak seçimi ise çok basit, şu yukarıdaki resme tıklayıp da kendinizden geçmiyorsanız boşverin devamını okumaya değmez.. Ama şunu net söyleyeyim, bira ile birazcık alakanız varsa alttaki  ''Devamı'' tuşuna basmayarak çok şey kaybedersiniz. :)

17 Aralık 2012 Pazartesi

Soğuk ve Beyaz Kış Gecelerinin, Siyah ve Sert Birası: Bira Atöyesi K.3 Irish Stout

Hangi bira sever soğuk kış günlerinde eve gelip şöyle kavrulmuş arpa kokusunun, kahve tatlarının olduğu bir bira içmek istemez ki? Biz de öyle düşündük ve Atölyemizin 3. kit birasını bir Stout olarak üretmeye karar verdik.

Bira Atöyesi K.3 Irish Stout: Soğuk ve Beyaz Kış Gecelerinin, Siyah ve Sert Birası.  

Dostlarımızın çoğu 'Siz ne yapıyorsunuz?' diyor, takip etmekte zorlanıyor. Açıkçası biz de takip etmekte zorlanır olduk,haftamızı fermenterdeki biranın şişeleneceği güne, yeni yapılacak biranın tarihine göre ayarlar olduk. Çünkü her adım önemli ön hazırlıklar gerektiriyor.

O zaman ne yaptığımızı kısa tekrar hatırlatalım: Amacımız kendi emeğimizi tatmak, keyifle Bira içmek ve son dönemde değişmeye başlamasına rağmen bir Lager (daha da net söylemek gerekirse Pilsner) hegamonyası altında olan ve çeşidin az olduğu Türkiye pazarında kendi biralarımızı içmek, farklı tatlar yakalamak.

(''Devamı'' butonunu tıklamanız yazının devamına ulaşmanızı sağlayacaktır..) 

6 Aralık 2012 Perşembe

Yeni Bira'larımız Şişelendi / Hasat K-1 ve K-2

Fermantasyon süreci beklediğimizden uzun sürdü ama Bira Atölyesinin ilk KİT serileri olan Belgian Tripel (K-1) (%9-9,5 alkol) ve Tarwebier (K-2) (Buğday Birası) (%5-5,5 Alkol) şişelendi.

Resimlerden de görüleceği üzere bu sefer biraz daha düzenli ve sistemliydik. Tüm biraları şişelere doldurduk. Pet şişe kullanımı olmadı. Ayrıca kit versiyonlarında tortu da olmadığı için yaklaşık 34 litreye yakın bira şişelemiş olduk. Resimlerden de görebileceğiniz üzere bunları etiketledik..

Şimdi önümüzde uzun bir bekleme süreci olacak. Biralarımızın şişede olgunlaşması yaklaşık 8 hafta alacak. Biz de bu arada yeni hasatlar üretmeye devam edeceğiz.

Yazının devamı ve resimler 'devamı' yazısını tıklamanız yeterlidir..

8 Kasım 2012 Perşembe

Bira Atölyesi Hasat K-1 / Belgian Tripel

Bira yapmayı sürdüyoruz. Yaklaşık 3 hafta önce kendi imalatımız ilk biraları şişelerken Almanya'dan getirdiğimiz Bira yapım kitlerinden biri ile de bira yapmaya başlamıştık. Bu bira da bugün-yarın şişelenecek.
Atölyemizin hasatlarına kodlar veriyoruz. Bildiğiniz üzere Hasat 1 bir Pale Ale oldu (Seri No.1)(okumamıs olanlar için; http://serjaymz.blogspot.com/2012/11/ilk-bira-ilk-tadm-bira-atolyesi-hasat-1.html ). Bu yeni biramız bir kit üretimi olduğu için Hasat K-1 olacak. Hedef  %9 Alkollü bir Belgian Tripel. :)

3 Kasım 2012 Cumartesi

İlk Bira! İlk Tadım! Bira Atölyesi Hasat 1

6 Ekim Sabahı başlayan 'Evde Bira İmalatı' projemiz BİRA ATÖLYESİ'nin ilk hasat'ını dün aşkam törenle açtık. Bizim için heyecanla ve sonucunu uzun zamandır merakla beklediğimiz gün gelmiş ve çatmıştı açıkçası.. Sonuç mu; Yüzümüz gülüyor!! :)

İlk biramız bir PALE ALE ve fermantasyon sırasında %100 tek tip malt ve  gaz/köpük elde etmek için şişelemede şeker kullanımını içeriyordu. Hemen eleştiriye başlamayın. Şişede fermantasyon ve olgunlaşma Dünya'nın en iyi biralarında kullanılan ve derinlik ve tat olarak çok daha iyi sonuçlar ortaya koyan bir yöntem. Bizim gibi ev biracılarının da tek alternatifi çünkü biz biramıza C02 basmıyoruz!!

26 Ekim 2012 Cuma

Şarap-severler için: Cantillon Biraevi!



Tezatlarla dolu bir başlık değil mi? ‘Ben bira sevmiyorum abi, hamallık..’ bu sözü çok duymuşsunuzdur. İzlediğim bir belgeselde vardı sanırım, bira sevemeyen insan olabileceğine pek inanmıyorum. Herkesin sevebileceği ve keyifle içebileceği bir bira mutlaka vardır, tek sorun henüz onu içmemiş olmasıdır. Bu yazımızdaki hedefimiz şarap severler. Şarap gibi kokan, şarap gibi görünen ve hatta tadı bile onu andıran efsanevi biraları tanıyacağız. Birkaçını yorumlayacağız.

Cantillon Biraevi (Bira fabrikası) 1900 yıllarda Paul Cantillon tarafından kurulmuş ve Belçika’ya özel LAMBIC biraları üretmeye başlamış olan bir biraevi. Lambic biraların özelliği belki de dünyadaki ilk hasatın yapılmasından beri var olan bir tekniği sürdürmesi. Doğal fermantasyon.. Maya sonradan katılmıyor, doğada bulunan ve fermantasyonu sağlayan doğal mayalarla biramız şeklini alıyor. Bölgenin sıcaklığı sadece 4 Ay bira yapımına müsaade ettiği için bu tarihlerin dışında bira üretimi de yapılmıyor. Doğallığın doruklarında hiç tatmadığınız bira lezzetlerini okumak için ‘Devamı’ butonunu tıklamanız yeterlidir.

13 Ekim 2012 Cumartesi

Yeni Yerler, Yeni Biralar..



   
    Bira yazılarında geriden geliyoruz, üstü üste yazılar yazmak lazım. Bu yazıda 3-4 değişik bira tadımını, Frankfurt Seyahati ve burada yapılan değerlendirmeleri listelemeye çalışacağım. 
      Hızlanmak istememim 2 nedeni var; 
  • Siz sevgili dostlarımdan gelen yoğun ilgi. :) Halimizi hatrımızı soran yok, biraları soran çok valla. Geçen hafta eski dostları gördüğümüz Ford ziyaretinde ‘Otosan People’ ahalisinden herkes önce biraların sonra bizim hatrımızı sorar olmuş.  
  • İkinci neden diğer yazıların başlıklar; İlk Bira üretimi denememiz, Delirium Cafe’yi ve Cantillon Bira İmalathanesi ziyaretlerimi soğumadan servis etmek istiyorum.
Bu yazı’da ilk IPA denememiz, Amerikan Butik (Craft) biracılığına kısa bir giriş ve Frankfurt Ziyaretinden bazı bira notlandırmaları olacak. Okumak isteyenler ‘Devamı’nı tıklayabilir, yeter ulan baydın diyenler; ah benim içtiklerimi bir de siz içseniz öyle demesiniz ama.. :)

4 Ekim 2012 Perşembe

Nasıl anlatsam? Nerden başlasam?

 Yazacak o kadar çok şey birikti ki bu ara... Beşiktaş'ın durumu malum. Bin dermana değer bir derdimiz var çok şükür. İçkimize sebep oluyor. İçmek konusunda da sınırlar zorlanıyor. Hani indirme hızı yazma hızını geçtiği an CD'ler öldü yalandan kopya film/dizi arşivciliği rafa kalktı ya, bizim de yeni bira içme ve aktivite hızımız yazma hızımızı aştığı için blog biraz öksüz kaldı.

Kendime bir sıra belirleyebilmek adına bu ara yazıyı yazmayı uygun buldum.


20 Eylül 2012 Perşembe

Yeni Ufuklar! - Stout, Porter, IPA,

Yine bir iş gezisi ve yine yüklenip geldiğimiz çok özel biralar.. Son dönemde kendimizi Trappist'lere Belçika biralarına adamış bunlarla ilgili üst üste yazılar yazmıştık. Artık arkadaşların bile espri konusu olduk, trappist aşağı, trappist yukarı.. Ee o zaman yeni ufuklara yelken açmanın vaktidir dedik ve 3 farklı tipte biraları topladık geldik.

Geçen hafta Berlin'de Berlin Bier Shop'daydım. Dükkan sahibinin heyacanımı anlayarak dükkanın kapalı olmasına rağmen bana tek tek anlattığı biralar içerisinden (Dükkan kapanmak üzere olduğu ve taa Türkiye'lerden sadece bu iş için geldiğimi anltığımda durumu anlayışla karşılamsı neticesinde) seçtiklerimin listesi yazının devamında. Bu sefer Amerikan ve İngiliz (Araya Kanada ve Almanya da girdi) biralarına ağırlık vermeyi istediğim için IPA (Indıan Pale Ale), Stout ve Porter tipi biralar alındı. Önümüzdeki dönemde herbiri tek tek içilecek ve yorumlanacaktır. Gerçekten çok heyacanlıyım.. Saçma di mi? evet bira içeceğim için heyecanlıyım :)

10 Eylül 2012 Pazartesi

(Geleneksel) Bira Tadım Günleri - 2 / Westvleteren - Rochefort - Brouwerij't IJ

Bir önceki paylaşımımızla haberini vermiş olduğumuz '(Geleneksel) Bira Tadım Günleri'nin 2.cisini 7 Eylül cuma günü gerçekleştirdik. Bu sefer kadro ilkindeki kadar kalabalık değildi ama içilen biraların önemi ve ağırlığı kat ve kat fazlaydı.

4 Trappist birası içildi ki 3 tanesi efsanevi olarak adlandırabileceğim Westvleteren'di. Blond, 8 ve 12. Ayrıca Rochefort 8 ve Hollanda'nın en özel biralarından Brouwerij't IJ Zatte ve Struis, araya da Türkiye'de bulunabilen Fuller's London Pride ekledik.

Bu efsanevi kadro bir araya bir daha zor gelir. Daha önceki bir yazımda tüm kurşunları aynı anda sıkmak gibi olacak demiştim bu yazı da onlardan biri olacak ve sanırım bir süre zirvede kalmak adına Belçika ve Trappist biralarını bir kenara bırakarak farklı ülke ve tadlara yönelmekte fayda olacak.

Buyrun bakalım..

8 Eylül 2012 Cumartesi

Westvleteren


''Benim bir Westvleteren'im var.''
Bu cümledeki mutluluğu bulabilir misiniz? Hadi onu bulamadınız, bu cümledeki 'Adam'ı bulun madem... :)

Ne demek istediğimi, Westvleteren'in ne olduğunu merak edenler alttaki yazıyı tıklayıp 6. paragrafı okuyabilirler. (Bırak ansiklopedik bilgileri... ile başlayan paragraf)

http://serjaymz.blogspot.com/2012/08/trappistler-westmalle-rochefort.html

Mutluluun sebebini buradan buldunuz.. Bu dünyanın en iyi birası listesinde 1. SIRADA. Binlerce, belki onbinlerce içinden 1.!

'Adam'ı bulamazsınız.. Bu devirde zor bulunuyor.. Bu birayı bana bahşeden Sayın Malkamak Ailesine teşekkürü bir borç bilerek bu sorunun da cevabını vermiş olalım!.

ÇOK ÖNEMLİ NOT: 3 adet Westvleteren, 1 adet Rochefort 8 içilen bir akşamı geride bıraktık. Yakında burada yazacağım. Ama cumartesi sabahın 9:00'unda yazmamdan da anlaşılacağı üzere olayın heyacanı ve idrak zorluğu hale geçmiş değil. Biraz bekleteceğim ne yazık ki.

16 Ağustos 2012 Perşembe

Trappist’ler Bölüm 2: Orval & Chimay


Bira ile ilgili son yazımızda Trappist’leri kısaca tanıtmış ve ne kadar özel olduklarını anlatmaya çalışmıştık dilimiz döndüğünce. Tüm kurşunları sıkmak gibi olacak ama kalan yeni ufuklara yelken açmadan önce 3 Trappist bira yorumumuzu da yapalım. ORVAL, CHIMAY BLUE ve CHIMAY RED… Buyrun bakalım;

8 Ağustos 2012 Çarşamba

TRAPPIST'ler; Westmalle, Rochefort


Dünya’nın en iyi biralarını kim yapıyordur sizce? Almanlar mı? Belçikalılar mı? Milyar Dolarlık büyük bira firmaları mı? Kendini bu işe adamış enstitüler mi?

Bu soruya Mısır ile birlikte biranın doğduğu topraklar olan Anadolu’nun güzide … kasabası demeyi çok isterdim ama Bira (butik, özel, bize özel biralar…) bu topraklardan gelmemek üzere kaçmış gibi. Yazık..

En iyi tabi ki iddialı bir kavram. Binlerce farklı marka/çeşit onlarca ayrı türü olan bir içki için en iyi budur demek zor ama birçok kesim tarafından en iyi olarak kabul edilmiş, Dünya’nın birçok yerinde Butik (Craft) Biracılığa ilham olmuş en iyi ve en özel biralar Manastır’larda yaşayan ve suskunluk yemini etmiş keşişler (evet din adamları..) tarafından üretilmektedir. Hatta daha da net söylemek gerekirse Cisterian tarikatına bağlı ve çok sıkı kurallar altında yaşayan, çok zorunlu ve gerekli olmadıkça asla konuşmayan, tüm yaşamını 6. Yüzyıl’da yazılmış St. Benedict kurallarına göre geçiren keşişler tarafından.

Bu şaşırtıcı durum ilk öğrendiğimde merakımı o kadar cezbetti ki bir Bira manyağı olmamda etkisi kesinlikle mevcuttur. Eğer sizi de meraklandırdı ise yazının devamında TRAPPIST biralarını tanıyalım, içtiklerimizi yorumlayalım izninizle..

17 Temmuz 2012 Salı

Bira Dünya’sının Baskın Çocuğu: Pilsner..


Başlıktan da anlaşılacağı üzere bugün Pilsner biralarına biraz değineceğim ve farklı ülkelerin biralarından tadım yaptıklarımızı kısaca paylaşacağım.

Yazıya geçemeden önce neler yaptık kısaca hatırlayalım; Bira sevdamız uzun yıllara dayansa da 1 ay önce bu sevdayı bir hastalık mertebesine yükseltmeyi uygun görmüş ve bulduğumuz yerde bu dünyanın en çok tüketilen 3’ncü (su ve çay’dan sonra) içeceğine sarılır olmuştuk,  Öyle ki sene sonuna 50 farklı bira tadımı hedefi 1 ay içinde sonlanmak üzere. (yazı hazırlanırken sonlandı bile.)

Blogdaki bira yazılarımız ‘Bira içmek için burdayız’ ile başlamış ve ardından Geldiler..’ ‘Bira Tadımına Giriş: Leffe, Hoegaarden, Barbar’ ve ‘Buğday Biraları-1; Schöfferhofer, Weihenstephan, Maisel's, Berliner Kindl’ ile sürmüştü. Bu yazılara üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Uzun yazılarla siteyi kaplamamak adına sizden aşağıdaki ‘Devamı’ tuşuna tıklamanızı rica edeceğim.

20 Haziran 2012 Çarşamba

Bira Tadımına Giriş: Leffe, Hoegaarden, Barbar


Evet, bundan yaklaşık 2 hafta önce kendimize bir hedef koymuştuk. Sene sonuna kadar 50 farklı bira tadımı ve bunların yorumlarının, resimlerinin yayınlanması. Geçen süre zarfında iyi çalıştım. Türkiye pazarına hakim biraları portföye eklemeden 40 farklı çeşit denemeye ulaşmış bulunmaktayım.

Bunların tanıtıma geçmeden önce ‘kendi çapındaki yazı dizisiniz’ ile ilgli bazı kriter ve bilgileri de paylaşmak istiyorum;
  • Tadımdan anlamam, damağım iyi değildir. Bu süreçte amaç gelişmek, bilgilenmek. Geyik. Yıllar sonra bu satırlayı okuyup gülmek de ayrı bir hedeftir.
  • Hata yapmak serbest, birçok birayı ilk defa denemiş olacağım, sadece kişisel duygu ve görüşler aktarılacak.
  • İçilen hemen hemen hiçbir bira uygun şartlar altında test edilmemiş olacak. Çalışma alanlarım/şartlarım genellikle bir restoran, karanlık bir bar, ağır bir yemek ile birlikte, loş ışıkta vs.. dediğim gibi amaç gelişmek, eğlenmek. Ne zor şartlar altında çalıştığımı görerek şimdiden takdir ettiğinizi tahmin ediyorum..
  • Bilgilerle ilgili birçok kitaptan alıntılar olacak, hepsini tek tek belirtemem ama topluca bir listeyi bir yazımda paylaşabilirim.
  • Bu yorumları yaparken kaynağımın ne olduğunu, bilgimin nereden geldiğini merak edenlere Cem Yılmaz ‘Bir Tat Bir Doku’da gerekli cevabı vermişti. Sorgulamayın, zorlamayın. Kaynak:….
İçmeyi severim, en çok da içki ortamlarındaki muhabbeti. Bunda Beşiktaş’lı olmam da bir sebep midir bilemiyorum. Rakı, Viski, Votka, kokteyller, saçma sapan karışımlar derken gerçekleştirdiğim Yurtdışı (Belçika) seyahatlerinden 70’lik özel bira şişeleri ile dönmeye başladım. O biralardaki tadı ve farklılığı hissettikten sonra da küçük çaplı bir hastalığa dönüştü Bira tutkusu. Eski tüm denemelerimi içtiğim biralar bir kenara bırakarak bu işi araştırmaya ve sıfırdan her içtiğim birayı not edip değerlendirmeye karar verdim. Bugünkü ilk yazımda ilk kıvılcımların çaktığı ve henüz hiçbir şey bilmediğim zaman denediğim 3 biranın tanıtımını yapacağım.



Leffe Tripel. Türkiye’ye giriş yapan Leffe’lerden değil. Özel üretim bir bira. Aromayı hissediyorsunuz hemen, alkol orani 8.5 olmasına rağmen içimi çok rahat, rahatsız edici bir alkol hissiyatı kesinlikle yok. Resimde de görüldüğü üzere bulanık sarı bir tonu var ama buğday biraları gibi değil. Harika yumuşak kremamsı bir beyaz köpüğü var. Kokusu ve tadı dengeli, ne çok açık ne çok koyu.. Normal Leffe Blonde’a (Türkiye’ye de geldi) göre daha aromatik. İçindeki meyve ve tat aromalarını tabiki ayırdedemedim ama içmekten büyük keyif aldım. PUAN: 8/10





Hoegaarden Grand Cru; Leffe tripele göre daha koyu ve yine hafif bulanık. Turuncu ve sarı arası harika bir rengi var. Kokusu ve tat Leffe Tripel’e yakın. Türkiye’deki hiçbir bira ile karşılaştırılamaz. Zaten isteseniz de kolay kolay ALE tipi bira bulamazsınız buralarda. Değişik tatlar. Alkol oranı kırmızı Tuborg’dan bile yüksek olmasına rağmen içimleri çok rahat. Sonradan bir karışımla alkol oranının arttırılmadığını hissediyorsunuz. Ratebeer.com puanı 95. Fazla söz gerek yok sanırım. Yoğun kremamsı köpüğü, içiminin rahatlığı tatlı ama rahatsız etmeyen yapısı ve kokusu. Tarif etmek için kelime dağarcığımın gelişmesi gerektiğini anladığım ilk bira. PUAN: 10/10

ALE aslında bira ilk icat edildiğinde üretimi yapılan bira tipi. Fermantasyonlarına göre biralar 2 ana sınıfa ayrılıyorlar. ALE ve LAGER. Ale biralar üstten fermantasyonla üretilen biralar.

Bu biraları tattığım yer Brüksel Granda Place'de Roy D'espagne. 1697’de inşa edilmiş bir yer. Adını zamanın İspanya Kralı'ndan alıyor ve o zamanlar burası güney Hollanda’ya dahil bir Bölge imiş. 2.kattaki (su an oturduğum yer) kısım İspanya kralı (Charles II) tarafından restore edilmiş. Böyle bir bir ülkesinde ve mekanda kötü bira içme şansım o kadar az ki..

Son biramıza geçiyoruz bu günlük;

Barbar; Strong blond beer with honey! Yine hafif bulanık bir bira, bizdekiler gibi su degil. Şişesi ve bardağı çok şık. Tıpalı şişeleri daha sıcak ve havalı buluyorum. Kokusu biraz daha tatlı. İçimi de diğer iki biraya göre biraz daha yumuşak, tatlı bir bira sonuçta. Garsonun belirttiği gibi Belçika’nın en iyi birası olduğunu düşünmüyorum.  Alkol orani %8. Tatlı bira içmek ama şekerimsi bir aroma, mevye suyu kıvamında bir karışım istemeyenler için ideal. Biradan uzak duranlar için iyi bir giriş olabilir. Rate beer puanı 87. Bu puanın değerini bildiğiniz bir bira ile karşılaştırma olması için şöyle açıklayım; Efes Pilsen’in puanı:7 Bunlar overall puanlar, kendi kategorileri içerisinde değerlendirildiğinde durum daha da değişiyor. PUAN: 8/10

Bugün sınırlı sıfat tamlamaları ve maksimum kelime tekrarları ile tanıtımını yaptığımız biraların ilki Abbey, diğerleri Strong Ale kategorisindeydi. Yani bunları kolay kolay bulamazsınız. Bir sonraki yazımda biraz bira tiplerini kısaca özetleyip piyasanın hakimi bu pilsner’ler ne ayak bunun biraz değerlendireceğim.

Şerefe….