25 Kasım 2012 Pazar

Arma Büyük! Beşiktaş:3 - Akhisar Bld.:1

Beşiktaş formalarının bu seneki tasarımları hiç dikkatinizi çekti mi? 100. yıl formasından beri sanırım ilk defa armalar bu kadar büyük.

Bu değişikliğin bu seneye denk gelmesi şans mıdır bilmiyorum ama Beşiktaş'da büyük olan tek şey vardır: O da 'geçmişimizi', 'bizi' özetleyen, diğerlerinde ve 'normal'likten ayıran ARMA'mız.

Beşiktaş iyi oynuyor (en azından sonuçlara göre..), Beşiktaş bizi mutlu ediyor (böyle bir beklentimiz olmasa da..).. Beşiktaş'da futbolcular değil büyük ve değerli olan. ARMA.

Bizi mutlu eden galibiyetler değil, golden sonra yumak olan futbolcular, sakatlanan arkadaşlarının formasına koşarak sevinen bir takım..


10 Kasım 2012 Cumartesi

Deliler! Beşiktaş:3 - Bursaspor:3

Beşiktaş kendine gelmeye başlıyor. Oyun olarak değil ama ruh olarak, taraftar olarak!  Stad bir cuma akşamı, yağmurun beklendiği, trafiğin kilit olduğu, 5 gün arayla maç oynandığı bir günde rakip takım tiribünü dahil hınca hınç Beşiktaşlılarla dolu. (Kapalı hariç ama o da en dolu maçlarından birini gecirdi.) Eski Açıkta koltuk kalmamış, yeni açık üst kat bile dolu. Beşiktaş'tan başka şarkı yok dillerde, protesto yok, bir olmak var. Efsaneye (Süleyman Seba) vefa var, protestosuz ÇARŞI duruşu var. Muattabımız olmayan takım ve tribün gruplarını anmadan şarkılar söylemek var! Futbol bu, kötü günler, oyunlar da olur ama buna isyan eden futbolcular var. Kendini göstermek için değil, arma için, taraftarı mutlu etmek için oynadıklarını hissettiğiniz bir topluluk var. Golllerden sonra yumak yumak tribüne koşan deliler var sahada.. 


Öyle deliler ki arkaya da bakmıyorlar, yiyoruz golleri.. Ama olsun. Senden bizi mutlu etmeni beklemiyoruz BEŞİKTAŞ.. Sana gelmediğimiz gün, Öldüğümüz gündür bizim..

Az taktik, çok duygusal bir maç yazısı için 'Devamı' tıklanabilir...

8 Kasım 2012 Perşembe

Bira Atölyesi Hasat K-1 / Belgian Tripel

Bira yapmayı sürdüyoruz. Yaklaşık 3 hafta önce kendi imalatımız ilk biraları şişelerken Almanya'dan getirdiğimiz Bira yapım kitlerinden biri ile de bira yapmaya başlamıştık. Bu bira da bugün-yarın şişelenecek.
Atölyemizin hasatlarına kodlar veriyoruz. Bildiğiniz üzere Hasat 1 bir Pale Ale oldu (Seri No.1)(okumamıs olanlar için; http://serjaymz.blogspot.com/2012/11/ilk-bira-ilk-tadm-bira-atolyesi-hasat-1.html ). Bu yeni biramız bir kit üretimi olduğu için Hasat K-1 olacak. Hedef  %9 Alkollü bir Belgian Tripel. :)

5 Kasım 2012 Pazartesi

Kartal Stayl... / Beşiktaş:3 - Mersin İdmanyurdu:0

Yine sevgili ile buluştuğumuz bir haftasonunu geride bıraktık. Beşiktaş'ın maçı vardı ve yağmur yoktu!, 3 kardeş çarşıda yedik, içtik, maça hazırlandık. Maç bittiğinde ise rahat maç izlemeye alışık olmayan bünyelerimizde bir ''reddi vaka-i hayriye' vardı. Bu mutlu ve güzel anı kabul edemiyordu bünyemiz.. Seviyoruz be Beşiktaş'ım! hem de çok.. Kötü günlerinde yanında olmak istiyoruz, böyle hastayız işte..

Kısa bir maç yazısı olacak. Maç önü aktiviteler, takımın, tribünün durumu ve sonuca dair yorumlar. okumak isteyenler buyursun efendim;


3 Kasım 2012 Cumartesi

İlk Bira! İlk Tadım! Bira Atölyesi Hasat 1

6 Ekim Sabahı başlayan 'Evde Bira İmalatı' projemiz BİRA ATÖLYESİ'nin ilk hasat'ını dün aşkam törenle açtık. Bizim için heyecanla ve sonucunu uzun zamandır merakla beklediğimiz gün gelmiş ve çatmıştı açıkçası.. Sonuç mu; Yüzümüz gülüyor!! :)

İlk biramız bir PALE ALE ve fermantasyon sırasında %100 tek tip malt ve  gaz/köpük elde etmek için şişelemede şeker kullanımını içeriyordu. Hemen eleştiriye başlamayın. Şişede fermantasyon ve olgunlaşma Dünya'nın en iyi biralarında kullanılan ve derinlik ve tat olarak çok daha iyi sonuçlar ortaya koyan bir yöntem. Bizim gibi ev biracılarının da tek alternatifi çünkü biz biramıza C02 basmıyoruz!!

26 Ekim 2012 Cuma

Şarap-severler için: Cantillon Biraevi!



Tezatlarla dolu bir başlık değil mi? ‘Ben bira sevmiyorum abi, hamallık..’ bu sözü çok duymuşsunuzdur. İzlediğim bir belgeselde vardı sanırım, bira sevemeyen insan olabileceğine pek inanmıyorum. Herkesin sevebileceği ve keyifle içebileceği bir bira mutlaka vardır, tek sorun henüz onu içmemiş olmasıdır. Bu yazımızdaki hedefimiz şarap severler. Şarap gibi kokan, şarap gibi görünen ve hatta tadı bile onu andıran efsanevi biraları tanıyacağız. Birkaçını yorumlayacağız.

Cantillon Biraevi (Bira fabrikası) 1900 yıllarda Paul Cantillon tarafından kurulmuş ve Belçika’ya özel LAMBIC biraları üretmeye başlamış olan bir biraevi. Lambic biraların özelliği belki de dünyadaki ilk hasatın yapılmasından beri var olan bir tekniği sürdürmesi. Doğal fermantasyon.. Maya sonradan katılmıyor, doğada bulunan ve fermantasyonu sağlayan doğal mayalarla biramız şeklini alıyor. Bölgenin sıcaklığı sadece 4 Ay bira yapımına müsaade ettiği için bu tarihlerin dışında bira üretimi de yapılmıyor. Doğallığın doruklarında hiç tatmadığınız bira lezzetlerini okumak için ‘Devamı’ butonunu tıklamanız yeterlidir.

22 Ekim 2012 Pazartesi

Haydi Kalk Ayağa!

YD döneminden kalan ender güzel olaylardan biri takımımızın 'Haydi Kalk Ayağa' marşı ile seromoniye gelmesidir bence. Daha eskilerden gelen bir adet ise büyüklerim beni düzeltsinler lütfen.

Üstte gördüğünüz resim dünkü maçın son saniyesi(Herkesin bildiği üzere...). Kaçan golden sonra üzüntüden yıkılan futbolcular... Kötü günleri bekliyorduk, belki daha kötülerini de göreceğiz. Şimdi! asıl şimdi, takımın ne olursa olsun desteğe ihtiyaç duyduğu zamandır. 3 de yeseler, 5 de yeseler...

En kötü gün bugünse eğer bugün daha gür: BEŞİKTAŞ SEN BİZİM HERSEYİMİZSİN.

Dün staddaydım, maç sonunda kaçan golden sonra tüm stadın futbolcuları alkışmalası ne kadar güzel ise, 1-0 da devre sonunda Quaresma diye bağırılması o kadar iğrenç ve kötüydü. 

Bizi bitiren bugünlere getiren taraftar olmuştu, ne yazık ki de böyle devam ediyor. Eski açık karıştı, numaralı-açık birbirne giriyordu. nedeni takım değil bir futbolcu, hem de sahada olmayan bir futbolcu. Twitter'dan takip ettiğim kadarı ile kapalı'da Abilerimiz her tezahürata girmiyor diye tehdit edilir olmuş.

Net olarak söylüyorum; Takım yenilsin de Q7 diye bağıralım düşüncesinde olan insanlar var. Biliyorum çünkü birebir yaşadım. Yeni açıkta tüm maç susanlar, devre sonunda Q7 diye bağırıyorlardı..

Nedir bu sevgi? Nedir bu üzüntü? Biz Kibar Feyzo'muzun Fener forması giydiğini görmüşüz, buna üzülmüşüz. Q7'nin oynamaması zerre hissettirmez acısını. Q7 kim?

Zor günlerden geçeceğiz ama olsun gelecekse tüm acılar, biz hazırız senden gelsin; Beşiktaş'ım HAYDİ KALK AYAĞA, YÜRÜ GÜNEŞE!..