21 Ağustos 2013 Çarşamba

Bir umudum sensin, anlıyor musun?



Beşiktaş, sensiz geçen günlerin..
Uzun uzun teknik analizlere gerek yok, Pazar günü 21:45'de özlem dolu 55.000 kişi ile olimpiyattaydık..

Direnenlere, Siyah forma Büyük Arma ile sahada olanlara selam söyledik, biz buradayız dedik.. 
Biz BEŞİKTAŞ'ız.

Yıllardır söylediğimiz bir beste: 'Bir umudum sensin, anlıyor musun?' Şimdi tüm Türkiye'nin tek umudu olmuşuz..

         Bir umudum sensin anlıyor musun?
        Hayat yaşanmıyor senle olmadan..
        Beşiktaş seninle ölmeye geldik.. . Beşiktaş

Gece 01:00'de eve varıp özetleri seyrettim, hala heyecanım geçmemişti. Galibiyetin heyecanı değildi. Gururun heyecanıydı. Sabah yataktan kalktığımda da gururlu ve mutluydum. Çünkü haklı olmaktan daha büyük güç yoktur. Haklıydık.

Bazıları kupaları ile övünür, Bizim duruşumuz yeter...

Konu ile ilgili manşeti LeMan dergisi atmış, bizim birşey söylememize gerek yok...

Resimler için 'devamı' butonunu tıklamanız yeterli..

31 Temmuz 2013 Çarşamba

İlk 11 - Beşiktaş vs. Bira Atölyesi



Bira içmeye ve yapmaya uzak kaldığımız şu günlerde en çok özlemini çektiğim şeyler Bira ve Futbol. Bira Atölyesi ve Beşiktaş. Bugünkü yazının konusu 2 büyük tutkunun tek potada eritilme çalışmasıdır. Bir denemedir.

3 arkadaş, yaklaşık 7 Ay ve 11 bira. Her biranın hikayesine bu blogtan tek tek değinmeye çalıştık, iyi ya da kötü sonuçları paylaştık. Peki genel olarak bir ilk sezon değerlendirmesi alsak fena mı olur?

3 Haziran 2013 Pazartesi

Rahat uyu...

Atam, gördün mü bak?
Birinci vazifemizin bekçisiyiz...
Rahat Uyu..

24 Mayıs 2013 Cuma

Veda.. Hoşçakal İki Gözüm..

Uzun zamandır elim tuşlara gitmiyordu. Nedeni aslında ne takımın durumu, ne alınan sonuçlardı. Taraftarın takıma, değerlere, hocaya yaklaşımı beni birçok şeyden soğuttu son dönemde.. Net söylüyorum, Yeni Açık tribünün hali içler acısı..Neyse bunlar bu yazının konusu değil.

Evimizden ayrıldık. Hüzünlerimiz, Sevinçlerimiz, Gençliğimiz... HOŞÇAKAL İKİ GÖZÜM HOŞÇAKAL..

BJK İnönü Stadyumuna güzel bir gün ile veda ettik.. Tüm günü semtte, stadda geçirmek, heryerde adeta bir şampiyonluk havası olması çok keyifliydi. Herkes bir bütün olmultu. Bu yüzden o gün yaşanan olumsuzlukları başka bir yazıya bırakalım..

'devamı tuşunun ardında maç günü tezahüratlarına ve resimlerine ulaşabilirsiniz..'

29 Mart 2013 Cuma

10 Numara Bira!

Bir birayı 10 numara yapan özellikler nelerdir? Türkiye dışında çok bira içmediyseniz bu soruya cevap olarak genellikle soğuk olması ve gazlı olması dışında pek birşey sayamazsınız. Ama gerçekte tadımı belki de en kompleks içkinin 10 numara olabilmesi için birçok farklı özelliği bünyesinde bulundurması gerekli. 10'larca bira türü ve buna göre de farklı değerlendirme koşulları ve parametreleri var. (yazının tamamı için lütfen resime tıklayınız.)

Bizim için ise parametre net. Bu bira 10 numara, Çünkü Bira Atölyesinin 10. BİRASI. :)

Nasıl mı yaptık? İşte böyle; (''Devamı'' yazısını tıklamanız yeterli)

1 Şubat 2013 Cuma

Emeğimizi Yudumlamak; Bira Atölyesi Tadımları..

Çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz, Yeni Bira'lar, Yeni Logo'lar.. Hepsini de paylaşmaya çalışıyoruz. Çünkü tek amacımız kendi emeğimizi yudumlamak ve bunu paylaşmak.

Bu güne kadar 6 farklı bira yaptık ama sadece 1 tanesinin tadımına  bu sitede yer verebildik. Artık biralarımız olgunlaştı, içilebilir duruma geldi. Şimdi tek tek görüşlerimizi sizlerle paylaşalım.

Reçetenin oluşturulmasından ekipmanların hazırlanmasına, üretim sürecinden fermantasyona, şişelemeden olgunlaşmaya kadar 1 şişe biranın içimi en azından 5-7 hafta genellikle daha uzun süren bir süreç gerektiriyor. Bu yüzden bir hata yaptıysanız da geri dönüşü çok zor oluyor. Biz de hatalar yaptık. sorunlar yaşadık. 3 mühendis bir yola çıkarken hatasız iş olmasını da beklemiyorduk zaten. Bir yerde herşey çok düzgün işliyorsa ya hiç birşey yapılmıyordur ya da yanlış yapılıyordur :) doğrusu ile, yanlışı ile bu hatalarımızı da burada paylaşacağız, içimlerdeki yorumları mümkün olduğunca objektif yapmaya ve tadım yaptırdığımız eş-dost yorumlarını da işin içine katmaya çalışacağız.

28 Ocak 2013 Pazartesi

Babam, Kardeşim ve Ben.. 'İyi ki Beşiktaş'lıyız'

27 Ocak akşamı Babam, Kardeşim ve Ben Galatasaray derbisi öncesi buluştuk. Amacımız birlikte olmak, derbiyi birlikte seyretmekti. Beşiktaş'lılık çoğunlukla mutlulukları yaşamak değil, üzüntüleri paylaşmaktır. Bir güldüysek bin ağladık, bunun için özel zaten. Başarıların ve mutluluğun peşinden koşmadık. Yenilmekten korksak Beşiktaş'ı tutmazdık..

Maç öncesi içimizde bir acaba bile yoktu belki, hepimizn tek derdi birbirimizin üzülmemesiydi. Hiç dile dökmedik, söylemedik ama hissediliyordu. Babam Beşiktaş'ın yenmesini bizim için, Biz Babamız için istiyorduk. Yenilgiler önemli değil, her yenilgi de daha da çok seviyoruz ama ah bir de sevdiklerimiz üzülmese..

Maçın heyacanı ve stresini azaltmak için önce rakılar sonra biralar devrilmeye başladı. Gol de o kadar erken geldi ki stres ve heyecan da pek olmadı açıkçası. Takım iyi değildi, Galatasaray daha çok istedi ve kazandı.

Bu maç bize bazı dersler vermiştir. Futbol devamlı tekrarlanan derslerden ve tekerrürden ibaret bir seyirlik değil mi zaten.. Bizim için değil..

Bu maçın en güzel yani herkesin maçtan sonra 'İYİ Kİ BEŞİKTAŞ'LIYIM' demesidir herhalde. 
(yazının devamı için 'Devamı' butonunu tıklamanız yeterli)

16 Ocak 2013 Çarşamba

Rengimizle Isıtıyoruz...

Bu soğuk kış günlerinde, Doğu’daki Beşiktaşlı çocuğu mutlu edecek, onun içini ısıtacak bir atkıdır, bir beredir, bir eldivendir…

Bunları göndermek bizim için çok zor değil ama o çocuk için çok önemli olabilir. Bilmediği, tanımadığı birinden gelecek bir hediye onun yüzünü güldürmeye yetebilir.

Beşiktaş taraftarı olarak bu doğrultuda 19 Ocak Cumartesi günü saat 14:30’da İnönü Stadı Kartal Yuvası önünde buluşup alacağımız ürünleri kargo ile göndereceğiz.

Siirt’te, Ağrı’da, Şanlıurfa’da birçok öğretmenle temas kurulmuştur.Göndereceğimiz atkılar, bereler, eldivenler onlar vasıtasıyla öğrencilerine verilecektir.
Küçük kardeşlerimizi Beşiktaş atkısıyla, beresiyle, eldiveniyle ısıtalım…

Maddi destekte bulunmak isteyenler için iletişim adresleri:
Yusuf Koç; yusufkoc3@gmail.com
Recep Özerin; rasheedrec@gmail.com
Ergin Aslan; aslanergin@hotmail.com
Gökhan Gürses; gokhangurses@yandex.com
Atkı, bere ve eldivenlerinizi kargo yoluyla göndermek için iletişim adresleri:
Recep Özerin; Davutpaşa Cad. No: 34 34020 Topkapı/İSTANBUL '

Yazı ve foto www.burasikapali.com 'dan alıntıdır.

27 Aralık 2012 Perşembe

Deliriyorum!! Delirium Cafe (Birahanesi..)

Bira yapmaktan (2,5 ayda 6 farklı çeşit bira yaptık..) ve maça gitmekten bira tadımı yazılarına yer ve vakit ayıramaz olmuştuk..

Delirium'u ilk olarak diskete oyun yüklediğimiz bilgisayarcıda duymuştum. O zamanlar büyük bir dosyadan türüne göre sıralanmış oyunlar içinden sadece oyunun isminden nasıl bir şey olduğunu kestirmeye çalışır, 4-5 disketi geçmeyecek oyunları yükletir evin yolunu tutardık. Herhangi bir disketteki arıza oyunun yüklenmesini ve dolayısıyla oynanmasını engellediği için ne kadar az disket o kadar az risk demekti. Delirium ismi cezbedici ama sonucu hüsran, saçma bir oyundu.

Delirium ile ikinci tanışmam Brüksel seyahati öncesi okuduğum kitaplarla oldu, ardından şehre iner inmez buranın yolunu tuttum ve kendimi yıllar sonra yine büyük kalın bir dosyadan isimlerine bakarak seçim yapmaya çalışırken buldum. Bu sefer oyun değil Bira seçmeye çalışıyordum..


Delirium Cafe-Bar bir efsane. Adı Delirium Cafe bu arada. Belçika'lıların Cafe anlayışı da böyle olmalı zaten.. 2000'in üstünde biraya sahip olarak Guinnes rekorlar kitabına girmiş bir mekan. Yazıyla belirteyim de yanlışlık olmasın; ikibin'in üstünde farklı bira... Seçeceğiniz Bira için size bir kitap veriyorlar :). Ekim ayındaki Brüksel ziyaretimde yıllarca gittiğim bu şehirde bu mekanı keşfetmemiş olmanın üzüntüsünü ve burada olmanın mutluluğunu birlikte yaşadım.  Benim gibi bir bira aşığı için yeryüzünde cennet.

Taze bira musluktan içilir. Şişesini bile zor bulduğunuz efsaneleri musluktan (tap) tatmak, devasa kilerinden çıkan soğuk Amerikan, İngiliz, Belçika biralarını yudumlamak öyle keyifli ki. Sadece muslukta 50 çeşit bira var. 3 katlı bir mekan ve her katı farklı keyifler için..

İzin verirseniz sizlerle bu mekanın detaylarını ve burada tattığım Dünyan'nın her bölgesinden biraları kısaca aktarmak istiyorum. Okumak okumamak seçimi ise çok basit, şu yukarıdaki resme tıklayıp da kendinizden geçmiyorsanız boşverin devamını okumaya değmez.. Ama şunu net söyleyeyim, bira ile birazcık alakanız varsa alttaki  ''Devamı'' tuşuna basmayarak çok şey kaybedersiniz. :)

22 Aralık 2012 Cumartesi

Bekçisiyiz kopsa kıyamet, Siyah Beyaz bize emanet! / Beşiktaş:3 - Kayserispor:1

Küçük Amerika olduğumuz için herşeyin b.kunu çıkarma konusunda sınır tanımıyoruz. Herşey 'en'lerde olmalı. Saçmalılklar da.. 1 aydır, belki daha da uzun süren bir Kıyamet Günü manyaklığı dün sona erdi çok şükür. Bizim bu saçma gösteride yer alabileceğimiz tek rol ise melankolik şarkılarımızdı..

Tribünlerin bir sözü vardır, her kulübün kendine uyarladığı. Bizim için; ''Cehennem buz tutana kadar Beşiktaş'lıyız''. Eğer  İnönü bizim cehennemimiz ise dün buz tutmasına ramak kalmıştı. Kelimenin tam manası ile donduk. Sahada 40. dakikaya kadar da bizi ısıtacak bir şey de göremedik. Ama ilk yarının son 5 dakikası tüm havayı dağıttı. 

Cuma maçlarından yorulduk ama bize yapılan haksızlıklardan yorulmadık, her yumrukta tekrar ve daha dinç ayağa kalkıyoruz. Hem Kıyamet gününde Beşiktaş'tan başkasına maç verilseydi haksızlık olurdu. Çünkü sadece biz;

Bekçisiyiz kopsa Kıyamet! Siyah Beyaz bize Emanet!!..

Şimdi 'Devamı' linkine basma zamanı..

21 Aralık 2012 Cuma

Aşk...

Aşk. Siz seçebildiniz mi kime aşık olacağınızı?

Onu ilk olarak bir okul turnuvasında görmüştük. Devlet parasız yatılı olarak kolej takımları ile ancak o anlarda karşılaşıyorduk. O kolej takımının en güzeliydi, bizim okulu yenmişlerdi o gün, umurumuzda değildi sonuç, zaten bizim tutkumuz sevinçlere değil oyunaydı. Çok güzeldi, herkesten farklıydı oyunu, duruşu, çalımları. Platonik aşkımızdı artık bizim. Nedense bizden hissediyorduk onu.

Yıllar geçti, o dünyanın en iyi okullarında arıza çıkarmakla meşgulken biz de başımıza gelen müdür belası ile savruluyorduk. Köklü, ağırbaşlı  bir yapıdan şımarık bir koleje dönüşüyorduk. En iyi öğretmenleri getiriyorduk, dönem bitmeden gönderiyorduk. Bünye kabul etmiyordu. Öğrenciler de aşılanmıştı, bozuluyordu, dinlemiyorlardı sınıf başkanlarını, işi gücü kavga çıkarmak olmuştu bazılarının. En çok onlar seviyordu çünkü, Müdür de seviyordu bu adamları.. Kayboluyordu birlikte olamnın ruhu. Düzen değişiyordu, dünya değişiyordu ama biz değişmek istemiyorduk.

17 Aralık 2012 Pazartesi

Soğuk ve Beyaz Kış Gecelerinin, Siyah ve Sert Birası: Bira Atöyesi K.3 Irish Stout

Hangi bira sever soğuk kış günlerinde eve gelip şöyle kavrulmuş arpa kokusunun, kahve tatlarının olduğu bir bira içmek istemez ki? Biz de öyle düşündük ve Atölyemizin 3. kit birasını bir Stout olarak üretmeye karar verdik.

Bira Atöyesi K.3 Irish Stout: Soğuk ve Beyaz Kış Gecelerinin, Siyah ve Sert Birası.  

Dostlarımızın çoğu 'Siz ne yapıyorsunuz?' diyor, takip etmekte zorlanıyor. Açıkçası biz de takip etmekte zorlanır olduk,haftamızı fermenterdeki biranın şişeleneceği güne, yeni yapılacak biranın tarihine göre ayarlar olduk. Çünkü her adım önemli ön hazırlıklar gerektiriyor.

O zaman ne yaptığımızı kısa tekrar hatırlatalım: Amacımız kendi emeğimizi tatmak, keyifle Bira içmek ve son dönemde değişmeye başlamasına rağmen bir Lager (daha da net söylemek gerekirse Pilsner) hegamonyası altında olan ve çeşidin az olduğu Türkiye pazarında kendi biralarımızı içmek, farklı tatlar yakalamak.

(''Devamı'' butonunu tıklamanız yazının devamına ulaşmanızı sağlayacaktır..) 

8 Aralık 2012 Cumartesi

Koy koy koy / Beşiktaş: 2 - Eskişehirspor: 2

Yine bir cuma akşamı. Tüm haftanın stresi, trafik çilesi, yorgunluk. Yine de başka hiçbir şeye koşmadığımız gibi koşuyoruz sana.. Besşiktaş sen bizim tek umudumuzsun. Anlıyor musun?

Beşiktaş yine özlediğimiz Beşiktaş gibi oynadı.. Beşiktaş, 'yine' Beşiktaş gibi bitirdi.. Sonunu bildiğimiz bir dramayı izledik, uzun zamandır üzülmemiştik böyle. Sahada çırpınan çocuklara, Takoz Recep'e, Samet Hoca'ya üzülüyoruz çünkü, milyon euro'ları alan ruhsuzlara değil.. Sana feda olsun bu üzüntüler, göz yaşları...

Tanju Babadan gelsin;
Toprak değil mi erkeni, geçi,
Aldırma doldur sen be Meyhaneci..
Koy koy koy koy koy,
Koy koy koy koy koy,
Doldur bak efkarlandım yine bu gece..

Yazının devamı 'Devamı'  butonuna basınca...

6 Aralık 2012 Perşembe

Yeni Bira'larımız Şişelendi / Hasat K-1 ve K-2

Fermantasyon süreci beklediğimizden uzun sürdü ama Bira Atölyesinin ilk KİT serileri olan Belgian Tripel (K-1) (%9-9,5 alkol) ve Tarwebier (K-2) (Buğday Birası) (%5-5,5 Alkol) şişelendi.

Resimlerden de görüleceği üzere bu sefer biraz daha düzenli ve sistemliydik. Tüm biraları şişelere doldurduk. Pet şişe kullanımı olmadı. Ayrıca kit versiyonlarında tortu da olmadığı için yaklaşık 34 litreye yakın bira şişelemiş olduk. Resimlerden de görebileceğiniz üzere bunları etiketledik..

Şimdi önümüzde uzun bir bekleme süreci olacak. Biralarımızın şişede olgunlaşması yaklaşık 8 hafta alacak. Biz de bu arada yeni hasatlar üretmeye devam edeceğiz.

Yazının devamı ve resimler 'devamı' yazısını tıklamanız yeterlidir..

25 Kasım 2012 Pazar

Arma Büyük! Beşiktaş:3 - Akhisar Bld.:1

Beşiktaş formalarının bu seneki tasarımları hiç dikkatinizi çekti mi? 100. yıl formasından beri sanırım ilk defa armalar bu kadar büyük.

Bu değişikliğin bu seneye denk gelmesi şans mıdır bilmiyorum ama Beşiktaş'da büyük olan tek şey vardır: O da 'geçmişimizi', 'bizi' özetleyen, diğerlerinde ve 'normal'likten ayıran ARMA'mız.

Beşiktaş iyi oynuyor (en azından sonuçlara göre..), Beşiktaş bizi mutlu ediyor (böyle bir beklentimiz olmasa da..).. Beşiktaş'da futbolcular değil büyük ve değerli olan. ARMA.

Bizi mutlu eden galibiyetler değil, golden sonra yumak olan futbolcular, sakatlanan arkadaşlarının formasına koşarak sevinen bir takım..


10 Kasım 2012 Cumartesi

Deliler! Beşiktaş:3 - Bursaspor:3

Beşiktaş kendine gelmeye başlıyor. Oyun olarak değil ama ruh olarak, taraftar olarak!  Stad bir cuma akşamı, yağmurun beklendiği, trafiğin kilit olduğu, 5 gün arayla maç oynandığı bir günde rakip takım tiribünü dahil hınca hınç Beşiktaşlılarla dolu. (Kapalı hariç ama o da en dolu maçlarından birini gecirdi.) Eski Açıkta koltuk kalmamış, yeni açık üst kat bile dolu. Beşiktaş'tan başka şarkı yok dillerde, protesto yok, bir olmak var. Efsaneye (Süleyman Seba) vefa var, protestosuz ÇARŞI duruşu var. Muattabımız olmayan takım ve tribün gruplarını anmadan şarkılar söylemek var! Futbol bu, kötü günler, oyunlar da olur ama buna isyan eden futbolcular var. Kendini göstermek için değil, arma için, taraftarı mutlu etmek için oynadıklarını hissettiğiniz bir topluluk var. Golllerden sonra yumak yumak tribüne koşan deliler var sahada.. 


Öyle deliler ki arkaya da bakmıyorlar, yiyoruz golleri.. Ama olsun. Senden bizi mutlu etmeni beklemiyoruz BEŞİKTAŞ.. Sana gelmediğimiz gün, Öldüğümüz gündür bizim..

Az taktik, çok duygusal bir maç yazısı için 'Devamı' tıklanabilir...

8 Kasım 2012 Perşembe

Bira Atölyesi Hasat K-1 / Belgian Tripel

Bira yapmayı sürdüyoruz. Yaklaşık 3 hafta önce kendi imalatımız ilk biraları şişelerken Almanya'dan getirdiğimiz Bira yapım kitlerinden biri ile de bira yapmaya başlamıştık. Bu bira da bugün-yarın şişelenecek.
Atölyemizin hasatlarına kodlar veriyoruz. Bildiğiniz üzere Hasat 1 bir Pale Ale oldu (Seri No.1)(okumamıs olanlar için; http://serjaymz.blogspot.com/2012/11/ilk-bira-ilk-tadm-bira-atolyesi-hasat-1.html ). Bu yeni biramız bir kit üretimi olduğu için Hasat K-1 olacak. Hedef  %9 Alkollü bir Belgian Tripel. :)

5 Kasım 2012 Pazartesi

Kartal Stayl... / Beşiktaş:3 - Mersin İdmanyurdu:0

Yine sevgili ile buluştuğumuz bir haftasonunu geride bıraktık. Beşiktaş'ın maçı vardı ve yağmur yoktu!, 3 kardeş çarşıda yedik, içtik, maça hazırlandık. Maç bittiğinde ise rahat maç izlemeye alışık olmayan bünyelerimizde bir ''reddi vaka-i hayriye' vardı. Bu mutlu ve güzel anı kabul edemiyordu bünyemiz.. Seviyoruz be Beşiktaş'ım! hem de çok.. Kötü günlerinde yanında olmak istiyoruz, böyle hastayız işte..

Kısa bir maç yazısı olacak. Maç önü aktiviteler, takımın, tribünün durumu ve sonuca dair yorumlar. okumak isteyenler buyursun efendim;


3 Kasım 2012 Cumartesi

İlk Bira! İlk Tadım! Bira Atölyesi Hasat 1

6 Ekim Sabahı başlayan 'Evde Bira İmalatı' projemiz BİRA ATÖLYESİ'nin ilk hasat'ını dün aşkam törenle açtık. Bizim için heyecanla ve sonucunu uzun zamandır merakla beklediğimiz gün gelmiş ve çatmıştı açıkçası.. Sonuç mu; Yüzümüz gülüyor!! :)

İlk biramız bir PALE ALE ve fermantasyon sırasında %100 tek tip malt ve  gaz/köpük elde etmek için şişelemede şeker kullanımını içeriyordu. Hemen eleştiriye başlamayın. Şişede fermantasyon ve olgunlaşma Dünya'nın en iyi biralarında kullanılan ve derinlik ve tat olarak çok daha iyi sonuçlar ortaya koyan bir yöntem. Bizim gibi ev biracılarının da tek alternatifi çünkü biz biramıza C02 basmıyoruz!!

26 Ekim 2012 Cuma

Şarap-severler için: Cantillon Biraevi!



Tezatlarla dolu bir başlık değil mi? ‘Ben bira sevmiyorum abi, hamallık..’ bu sözü çok duymuşsunuzdur. İzlediğim bir belgeselde vardı sanırım, bira sevemeyen insan olabileceğine pek inanmıyorum. Herkesin sevebileceği ve keyifle içebileceği bir bira mutlaka vardır, tek sorun henüz onu içmemiş olmasıdır. Bu yazımızdaki hedefimiz şarap severler. Şarap gibi kokan, şarap gibi görünen ve hatta tadı bile onu andıran efsanevi biraları tanıyacağız. Birkaçını yorumlayacağız.

Cantillon Biraevi (Bira fabrikası) 1900 yıllarda Paul Cantillon tarafından kurulmuş ve Belçika’ya özel LAMBIC biraları üretmeye başlamış olan bir biraevi. Lambic biraların özelliği belki de dünyadaki ilk hasatın yapılmasından beri var olan bir tekniği sürdürmesi. Doğal fermantasyon.. Maya sonradan katılmıyor, doğada bulunan ve fermantasyonu sağlayan doğal mayalarla biramız şeklini alıyor. Bölgenin sıcaklığı sadece 4 Ay bira yapımına müsaade ettiği için bu tarihlerin dışında bira üretimi de yapılmıyor. Doğallığın doruklarında hiç tatmadığınız bira lezzetlerini okumak için ‘Devamı’ butonunu tıklamanız yeterlidir.